GÖRÜNTÜ İŞLEME ÇİHAZLARI

 Tarayıcı (Scanner)

Kitap,  dergi,  gazete,  fotoğraf  gibi  çeşitli  basılı  dokümanlarda  bulunan  renkli  veya 
siyah beyaz yazıları, resimleri bilgisayar ortamına aktarmak için tarayıcılar kullanılmaktadır. 
Tarayıcılar, dokümanın ince bir satır hâlinde ışıklandırılıp yansıyan ışığın algılanması 
prensibi  ile çalışır. Algılanan ıĢık seviyeleri sensör tarafından gerilime dönüştürülerek ADC 
üzerinden  sayısala  çevrilip  bilgisayara  aktarılır.  Burada  sensörün  boyutları  ve  ADC’nin 
çözünürlüğü  taranan  materyalin  kalitesi  açısından  önemlidir.  Işık  kaynağı  doğrusal  ve  tek 
boyutlu  bir  yapıya  sahiptir.  Tarayıcı  içerisinde  CCD  optik  algılayıcı,  yansıyan  ıĢığı  CCD 
üzerine toplayan lens,  yansıyan ışığı CCD üzerine taşıyan aynalar  ve tüm bu sistemi yatay 

düzlemde ileri geri hareket ettiren step (adım) motor barındırır.
















Tarayıcı Çeşitleri

Tarayıcılar  değişik  türlerde  karşımıza  çıkabilmektedir.  Çok  fonksiyonlu  yazıcılarda 
tümleşik  olarak  bulunan  tarayıcılar,  sadece  tarayıcı  özelliği  olan  ve  genellikle  A4 
boyutundaki  kâğıtları  tararken  kullanılan  tarayıcılar  (flatbed)  ve  küçük  boyutlardaki 

belgelerde tarama işlemini gerçekleştirebileceğiniz el tarayıcıları mevcuttur. 











Tarayıcıların Bağlantıları

Tarayıcıların  hangi  bağlantı  noktası  üzerinden  bilgisayara  bağlandığı,  verilerin 
tarandıktan  sonra  bilgisayara  gönderilmesi  aşamasında  önemlidir.  Bağlantı  noktasının  bant 
genişliği ne kadar yüksekse aktarım o kadar hızlı gerçekleşir. Günümüzde paralel port, SCSI, 

USB ve firewire arayüzüne sahip tarayıcılar bulunmaktadır.


Tarayıcılarla ilgili Temel Kavramlar

Çözünürlük

Birimi dpi  (dot per inch=inç başına nokta sayısı) ile belirlenir. Bu değer ışık  algılayıcı 
CCD sensör üzerindeki  algılayıcı nokta sayısını belirler. Tarayıcılarda, çözünürlük  arttıkça 
taranan resim büyür. Çözünürlük arttıkça  adım motor daha küçük adımlarla dönerek  resmin 
daha  ayrıntılı  taranması  sağlanır.  Çözünürlük  arttıkça  resme  ait  bilgi  de  artar.  Fotoğraf
kalitesinde  bir  resim  için  en  az  300  dpi,  baskı  kalitesi  için  ise  72  dpi  değerleri  yeterli 
olmaktadır.  Ama  günümüzde  bu  değerlerden  çok  daha  büyük  (1200  dpi,  2400  dpi,  4800, 
9600  dpi…)  çözünürlüğe  sahip  tarayıcılar  bulunmaktadır.  Tarayıcılarda  yatay  ve  düşey 
çözünürlük beraber kullanılarak çözünürlük belirtilir. 1200x2400 dpi, 4800x6400 dpi gibi. 
Tarayıcılarda  iki  tip  çözünürlük  vardır.  Bunlardan  biri,  donanım;  diğeri,  yazılım 
çözünürlüğüdür.  Burada  önemli  olan  donanım  çözünürlüğüdür.  Çözünürlüğün  yazılımla 
artması;  donanımın elde ettiği  piksellerin arasına yazılımla piksel eklenmesi  (interpolasyon) 
ile  gerçekleştirilir.  Tarayıcı  seçerken  çözünürlüğün  donanımın  desteklediği  çözünürlük 
olarak  dikkate  alınması  gerekir.  Çok  küçük  nesneler,  yüksek  çözünürlükte  taranırsa  elde 

edilen resimlerde gözle görülür bozulmalar gözlemlenmiştir.

Renk derinliği (bit derinliği)

CCD  sensör,  algıladığı  ışık  seviyesini  gerilime  dönüştürmektedir.  Tabiatta  renkler, 
beyaz  ve  siyah  arasında  dağılım  göstermektedir.  Renk  derinliği,  algılanan  ışık  seviyesinin 
beyaz  ve  siyah  arasında  kaç  farklı  renkten  biri  olacağını  belirler.  Renk  derinliği  ne  kadar 
fazla  ise  taranan  resim  o  kadar  gerçekçi  olacaktır.  Aslında  bu  değer,  tarayıcı  içerisindeki 
ADC (analog dijital çevirici)’nin çözünürlüğüdür. Örneğin bir tarayıcının renk derinliği 2 bit 
olsun. 22=4 yapar. Yani algılanan ışık seviyesi siyah ile beyaz dâhil 4 farklı renkten birisinin 
değerini  alacaktır.  Siyah  ve  beyaz  tarama  yapan  bir  tarayıcının  renk  derinliği  1  bittir. 
Taranan resimdeki tüm  farklı renkler 21=2 farklı renkle oluşturulur. Bu renkler  de siyah  ve 
beyazdır.  Günümüzde  24,  32,  48,  64  ve  96  bitlik  renk  derinliğine  sahip  tarayıcılar
bulunmaktadır. 24 bit değeri bile aslında yüksek bir değerdir. Renk derinliği daha çok renkli
fotoğrafların  taranmasında  önem  arz  etmektedir.  Siyah  beyaz  doküman  veya  renk  ayrım
hassasiyeti  o  kadar  önemli  olmayan  durumlarda  renk  derinliği  düşük  olan  tarayıcı  tercih
edilebilir. Yüksek çözünürlükte taranmış bir resmi aynı kalitede görüntülemek için kullanılan
ekranın  da  en  az  o  kadar  çözünürlüğe  sahip  olması  gerekir.  Günümüzde  henüz  96  bit

çözünürlüğe sahip ekranlar bulunmamaktadır.

Kameralar

Dijital Kameralar

Dijital  kameralar  vasıtası  ile  fotoğraf  çekip  bunları  bilgisayara  aktarabilir  ya  da 

fotoğraf yazıcıları yardımı ile baskı yapabilirsiniz. 

















Dijital  fotoğraf  makineleri,  elektroniğin  temelini  oluşturan  direnç  değişimlerini  esas 
alarak  çalışır.  Her  malzemenin  değişik  durumlarda  farklı  dirençleri  vardır.  Kimisi  nem 
oranıyla  değişim  gösterir,  kimisi  sıcaklıklar,  kimisi  de  üzerine 
 düşen  ışığın  frekansıyla 
değişim gösterir. Dijital fotoğraf makineleri de tamamen ışığın frekansını algılayan oldukça 
ufak  fakat  içerisinde  günümüz  teknolojisinde  15  milyondan  fazla  piksel  barındırabilen 
panellerle  çalışır.  Bu  pikseller  son  teknoloji  ile  her  renge  hassasiyet  gösterebilir  hâle 
gelmiştir, yine de mükemmel değillerdir.















Işık panele düştükten sonra  fotoğraf makinesinin içerisinde yer alan mikroişlemcilere 
yine  önceden  yüklenen  ve  her  ışığın  frekansına  karşılık  gelen  direnç  değerinin  belirtildiği 
program yardımıyla her pikseldeki renk hızlıca tespit edilir ve işlenip resim oluşturulduktan 

sonra bu seferde LCD ekran üzerine düşürülerek kullanıcıya
 sunulur.Işın  bu  panel  üzerine  gelmeden  önce  merceklerle  odaklanır.  Görüntünün  fotoğraf 
makinesinde  olduğundan  daha  parlak  görünmesinin  sebebi,  ışın  kırıcı  gözlüklerde  olduğu 
gibi  bir  tabaka  ile  kaplanarak  renklerin  bazı  tonlarının  elekten  geçirilmesidir.  Bu  da  daha 
parlak bir görüntü sağlar.  Işın panel üzerine düştüğünde merceklerle görüntü tam sığdırılmış
ve oldukça netleştirilmiş olur. Nasıl bir mercekle bir  yere bakarken  ya  da merceğin bir kâğıt 
üzerine tutulup kâğıt yakılmak istendiğinde uygun odak  uzaklığını bulmak için mercek  ileri 
geri  hareket  ettirilir  ya  da  dürbünle  uzaklara  bakıldığında  görüntüyü  netleştirmek  için 
dürbünün mercek ayarlarıyla oynanır, fotoğraf makinesinin merceği de aynen öyledir.

Dijital kameralarla ilgili temel kavramlar:

Çözünürlük

Her  karede  kaç  piksel  olduğunu  gösteren  bu  değer  çektiğiniz  fotoğrafın  kalitesini 
belirlemektedir.  Çözünürlük  değerinin  yüksekliği  kaliteyi  artıracaktır  ancak  fotoğrafın 
hafızada  kapladığı  alanı  da  artıracaktır.  Çözünürlük  değerleri  sensör  tipinin  çözünürlük 
değerleridir.  Fotoğraf  makinelerinde  CMOS  ve  CCD  sensör  olmak  üzere  iki  tip  sensör 
kullanılmaktadır.  CCD  daha  çok  enerji  harcar,  kolay  ısınır,  daha  temiz  ve  kaliteli  görüntü 
elde  eder.  CMOS  ise  daha  az  enerji  harcar,  ucuzdur,  kolay  üretilir  fakat  daha  az  kaliteli 

görüntüler elde eder.

Genişleme yuvası

Dijital  kameraların  çözünürlükleri  yüksek  fakat  iç  hafızaları  düşük  olduğundan 
fotoğraf çekme kapasiteleri tamamen hafıza kartlarına bağlıdır. 6 MP’lik bir resim yaklaşık 
2,7 MB alan kaplayacaktır. Bu durumda 32 MB iç hafızası olan bir makine ile 11 tane resim 
çekebilirsiniz.  Fakat  bu  cihaza  1  GB’lik  hafıza  kartı  takarsanız  çekebileceğiniz  fotoğraf 
sayısı  380’e  çıkacaktır.  Hafıza  kartları  çeşitli  türlerde  olabilmektedir.  Önemli  olan  cihaz 
hangi türde kartı kullanabiliyorsa o türde kart takmaktır. Secure  digital  (SD),  compact flash 
(CF),  multi  media  card  (MMC)  ve  memory  stick  gibi  farklı  türlerde  hafıza  kartları 

bulunmaktadır. 

Yakınlaşma (zoom) özelliği

Yakınlaşma  özelliği  optik  ve  dijital  olmak  üzere  iki  çeşittir.  Optik  yakınlaştırma, 
mercek  ile  yapılan  gerçek  yakınlaştırmadır.  Merceğin  biri  görüntüyü  yakınlaştırıp  bir 
noktada odaklarken  diğeri gelen görüntünün ilk mercekten geçtikten sonra ters dönmesinden 
dolayı  hem  görüntüyü  düzeltir  hem  de  gözün  görebileceği  şekilde  odaklar.  Tabi  ki  zoom 
miktarı  arttıkça  mercek  sayısı  ve  hareket  kabiliyetleri  değişim  gösterebilir.  Ayrıca 
objektiflerdeki  geniş  açı  da  yapılan  zoomla  değişmektedir.  Bu  da  fotoğrafınıza  sığdırmak 
istediğiniz kare, siz zoom yaptıkça küçülüyor demektir.  Optik yakınlaştırma resimde kalite 
kaybı oluşturmaz. Dijital yakınlaştırma ise yazılımsal yakınlaştırmadır. Kalite kaybına neden 
olur.  Dolayısı  ile  bir  fotoğraf  makinesi  alırken  en  önemli  husus  dijital  zoom  oranının 
yüksekliğinden ziyade, optik zoom oranının yüksekliğidir. Dijital yakınlaştırmanın diğer adı 
“interpolasyon”dur.  Yazılım  ile  görüntüyü  oluşturan  pikseller  arasına,  tahminî  piksel 

değerlerini oluşturarak resmi büyütmek anlamına gelir. Yazılım, kullandığı algoritmaya göre
ara  değerleri  tahmin  eder.  Ara  değer  tam  olarak  bilinemediğinden  resmin  kalitesinde 
bozulma olur. Mümkün olduğu sürece dijital yakınlaştırmanın kullanılması önerilmez. 

Diyafram 

Diyafram;  kullanıcının  gündüz  veya  gece,  güneşli  ya  da  kapalı  havalarda  en  ideal 
fotoğrafı çekmesine imkân tanır. Diyaframın özelliği,  mercek üzerine düşen ışığın miktarını, 
kapanıp  açılarak  ayarlayabilmesidir.  Diyafram  ışık  yoğunluğunun  fazla  olması  durumunda 
kapanır, az olması durumunda da açılarak genişler. Bu sayede kullanıcı, güneşli ve parlak bir 

havada da gece karanlıkta da benzer netliği yakalar.

Dijital Video Kameralar

Dijital video kameralar vasıtası ile  hareketli görüntüleri kaydedip  görüntüler üzerinde
çeşitli  işlemler  yapabilir  ve  bunları  televizyon,  projeksiyon  gibi  cihazlar  vasıtası  ile  direkt olarak izleyebilirsiniz.
















Standart  televizyon  kamerası  üç  ana  parçadan  oluşur.  Bunlardan  birincisi  lenstir. 
Lensler  ve diğer optik elemanlar haricî  optik sistem olarak da adlandırılır. ikinci parça ise 
görüntü aygıtlarıdır. CCD veya pickup tüp şeklinde olabilir. Bunlara dâhilî  optik sistem de 
denir. Üçüncüsü ise LCD ekrandır. Kameranın ürettiği görüntüyü görmemizi sağlar.
Tüm dijital video kameralar aynı temel prensiple çalışır. Bu, optik görüntünün elektrik 
sinyaline, daha sonra televizyon aracılığıyla tekrar görünebilir hâle dönüştürülmesidir.
Objeden  yansıyan  ışık  lens  tarafından  toplanıp  görüntü  aygıtına (CCD  veya  pickup) 
toplanan ışığı odaklar. Görüntü aygıtı ışığı video sinyaline dönüştürür. Bu sinyal daha sonra 

tekrar işlenerek ekran görüntüsü oluşturulur.

Dijital video kameralarla ilgili temel kavramlar:

Kayıt ortamı

Video kameralar MiniDV, DVD ve HDD gibi ortamlara kayıt yapabilmektedir. DVD 
ortamına yapılan kayıtları bilgisayar ve DVD okuyucularda doğrudan kullanabilirsiniz. Fakat 
DVD  ortamına  yapılan  kayıtlarda,  çekilen  kayıt  üzerinde  düzenleme  yapmak  istediğinizde 
yapılan kayıt DVD üzerinde yapıldığından  düzenleme yapamazsınız. Mini DV  (kaset)’lerde 
90  dakikaya  kadar  tek  yüzlü  DVD’lerde  60  dakikaya  kadar  kayıt  yapılabilir.  HDD  ortamı 

kullanan  kameralarda  ise  sabit  diskin  kapasitesine  bağlı  olarak  bu  süre  değişecektir.  Sabit diskli  kameraların  fiyatları  Mini  DV  ve  DVD  ortamına  kayıt  yapan  kameralara  göre  daha 
yüksektir. 
Kasetlere (mini DV) yaptığınız kayıtları MPEG kartı denilen görüntü aktarma kartları 
ile  bilgisayar  ortamına  aktarabilirsiniz.  DVD  ya  da  HDD  ortamına  yaptığınız  kayıtları  ise 
avi, mpeg, mov gibi farklı formatlara dönüştürebilirsiniz. 

Lensler

Lenslerin temel işlevi görüntü aygıtının önünde küçük ve temiz bir görüntü üretmektir.
Genellikle video kameralar değişebilir odak uzaklıklı lenslere sahiptir. Lenslerin temel nitelikleri;

1.Odak uzaklığı,
 2.Odak noktası,
 3.Lens açıklığı,
 4.Alan derinliğidir.

Lenslerde  odak  uzaklığı,  üretilecek  görüntünün  ne  kadar  dar  veya  geniş  bir  alanın 
çerçeve  içerisine  alınacağı  konusunda  belirleyicidir.  Ayrıca  odak  uzaklığı,  nesnenin  / 
nesnelerin ne kadar büyük / küçük görüneceğini de belirler. 

Lensler, 

Geniş açılı (narrow angle),
 Dar açılı (wide angle),
  Normal 

  Değişebilir odak uzaklıklı (zoom) olmak üzere sınıflandırılabilir.

Geniş  açılı  bir  lens,  geniş  bir  görüş  açısı  sağlar.  Geniş  açılı  lenslerde,  perspektif 
yığılmalar açısından nesne / nesneler birbirlerine gerçekte olduğundan daha uzak algılanır. 
Bu  sebepten  geniş  açılı  lenslerde  kameraya  yapılan  yatay  hareketler  gerçekte  olduğundan 
yavaş kameraya dikey yapılan hareketler ise gerçekte olduğundan hızlı algılanır. 
Dar açılı lenslerde ise durum geniş açılı lenslerdekinin tam tersidir. Dar açılı bir lens 
dar bir görüş açısı sağlarken perspektif yığılmalar açısından nesneler birbirlerine olduğundan 
daha  yakın  görünür.  Bundan  dolayı  kameraya  yapılan  yatay  hareketlerde  nesne  gerçekte 
olduğundan hızlı, dikey hareketlerde ise gerçekte olduğundan yavaş algılanacaktır. Normal 
lensler ise perspektif yığılmaları insan gözünün gördüğüne yakın veren lenslerdir. Bir lensin 
geniş,  dar  veya  normal  açılı  olmasını  belirleyen  filmin  köşebentleri  ve  odak  uzaklığıyla 
ilgilidir.
Zoom lens, değişebilir odak uzaklığı sayesinde dar ve geniş açılı lensin özelliklerine 

sahiptir.

Bilgisayar Kamerası (Webcam)

Bilgisayara resim ve görüntüyü aktarmak için kullanılan donanım birimidir. WebCam 
ile  evde  video  ve  resimler  çekmek,  ayrıca  internet  alt  yapısını  kullanarak  görüntülü 

konuşmak  mümkündür.  Bunun  için  birçok  üretici  WebCam  üzerine  tümleşik  olarak mikrofon  koymaktadır.  WebCam’ler  USB  port  üzerinden  bilgisayara  bağlanır.  Nadiren  de 
olsa güvenlik amaçlı kullanılabilir.












WebCamler’de  görüntüyü  yakalamak  için  optik  sensörler  kullanılır.  Sensörlerin 
üzerinde  binlerce  küçük  optik  (ışık)  algılayıcı  vardır.  Bu  algılayıcılar  dışarıdan  gelen  ışığı 
elektriksel  işarete  dönüştürdükten  sonra  sayısala  çevirip  bilgisayara  gönderir,  böylece
görüntü elde edilir. Bir  sensör üzerinde ne kadar çok algılayıcı varsa görüntüye ait o kadar 
çok ayrıntı algılanabilir.
WebCam’ler kullanılan sensör tipine  göre CMOS ve  CCD  olmak üzere ikiye ayrılır. 
CCD daha çok enerji harcar, kolay ısınır, daha temiz ve kaliteli görüntü elde eder. CMOS ise 
daha  az  enerji  harcar,  ucuzdur,  kolay  üretilir  fakat  daha  gürültülü  (görüntü  üzerinde 

istenmeyen noktacıklar) ve daha az kaliteli görüntüler elde eder.

WebCam’lerle ilgili temel kavramlar

Çözünürlük

Sensör  üzerindeki  algılayıcı  miktarını  gösterir.  Mega  piksel  (MP)  olarak
değerlendirilir.  Ne  kadar  çok  olursa  o  kadar  iyi  ve  ayrıntıların  yer  aldığı  görüntüler  elde 
edilir.  Günümüzde gerçek  sensör  çözünürlüğü  maksimum 1.3MP civarı çeşitli WebCam’ler
bulunmaktadır.  Resim  ve  videoların  ayrı  ayrı  çözünürlüğü  vardır.  Genelde  resimlerin
çözünürlüğü  videolara  göre  daha  yüksektir  fakat  bazen  aynı  olabilmektedir.  Videolarda
çözünürlüğün  az  olmasının  nedeni  saniyede  alınan  görüntü  sayısını  artırmaktır.  Pahalı

kameralarda video çözünürlüğü ve saniyedeki görüntü sayısı çok daha iyi olmaktadır

Gece aydınlatmalı LED ışıklar

Gece  görüntü  almaya  yardımcı  çeşitli  sayıda  LED  lambalara  sahip  WebCam’ler, 

aydınlığı düşük ortamlarda daha iyi görüntüler elde etmek için kullanılabilir. 














Zoom (Büyütme)

Görüntüyü  daha  da  büyütmek  için  gerekli  bir  özelliktir.  4x,  10x  gibi  değerler  alır. 

Örneğin 4x değeri, görüntüyü 4 kat büyütebilir demektir.

FPS (Frame per second)

Webcam’in saniyede yakaladığı görüntü sayısını gösterir. Ne kadar  çok olursa görüntü 
ve  video  kaydı  o  kadar  mükemmel  olur.  Günümüzde  15,  30,  60  gibi  fps  oranlarına  sahip 

WebCam’ler vardır.